Yeni arama için tıklayınız.
 

Yayınlanmış Bildiri

MEHMET CEM SAHIN

Türk Sosyolojisinin Epistemolojik ve Ontolojik Sorunları Ekseninde Yükseköğretimde Sosyoloji Eğitimi

Sociology Training in Higher Education in The Context of Epistemological and Ontological Problems in Turkish Sociology

İngilizce

Interculturality In The Educational Process

Macedonia

Pedagogical Faculty "Gotse Delchev" - Shtip

385-392

2005

Turkish Sociology, Sociology Training

 

Özet Türkiye'de sosyoloji eğitimine başlanmasından günümüze yaklaşık bir asır geçmesine rağmen yerli bir "sosyoloji geleneği"nin dolayısı ile sosyoloji yapma tarzının oluşmadığı söylenebilir. Sosyal bilimlerin işlevselliği geleceğe yönelik bir takım eğilimler saptayabilme ve kestirimlerde bulunabilme yetkinliğiyle orantılı olmaktadır. Günümüzde genel olarak sosyal bilimlerin, özel olarak da sosyolojinin bu yönü oldukça önemlidir. Ancak Türk sosyolojisinin içinde bulunduğu tıkanıklık, toplumun bütünlüklü olarak kavranmasına ve ülkenin düşünsel topoğrafyasının çıkarılmasına dolayısıyla ileriye dönük kestirimlerde bulunabilmesine imkân vermemektedir. Türk düşünce dünyasının içinde bulunduğu krize, Türk sosyolojisinin kendi içinden gelen eleştiriler bağlamında yaklaştığımızda, Türkiye’de sosyoloji alanında büyük teorilere sahip düşünce akımlarının veya okullaşmaların oluşmamasına, dolayısıyla “geleneksizlik” tespitine ilişkin temel saptamaların neler olduğunu görebiliriz: a) “parçalanmışlık” ya da “bölmelenmişlik” (compartmentalization= kişilerin ya da çabalarının birbirinden kopukluğu, habersizliği), b) “aktarmacılık” ya da “uyarlamacılık”, “taklitçilik”, c) “süreksizlik”, “hafızasızlık” ya da Türk aydınlarının her işi kendileriyle başlatmalarının sebep olduğu düşünsel kırılma ve kopukluk. Bu bağlamda Türkiye’nin toplumsal dinamiklerini, tarihsel gelişimini, stratejik konumunu, norm ve değerler sistemini oluşturan kültürel özelliklerini yansıtan ve Türk toplumunun kendine özgü tarihsel gelişim çizgisinin gerçeklerini dikkate alan, toplum yapısını oryantalist bakış açısının tuzağına düşmeyerek açıklayabilen ve Türk sosyoloji geleneğine özgün katkıları olan çalışmaların ortaya konabilmesi, sosyoloji eğitiminin kendi içindeki bu sorunların ele alınması ve çözümlenmesi ile gerçekleşebilir. Yukarıdaki tespitler doğrultusunda Türkiye’de bir asra yaklaşan bir geçmişe sahip olan sosyoloji eğitiminin 2000’ler Türkiye’sindeki ontolojik ve epistemolojik sorun alanlarının belirlenmesi ve bazı çözüm önerilerinin teklif edilmesi bu araştırmanın genel amacı olacaktır. Bu çalışma, yukarıda belirtilen genel amaca paralel olarak, Türkiye’de sosyoloji biliminin içinde bulunduğu durumun, sosyoloji eğitimini ne derecede etkilediği, bir başka ifade ile sosyoloji eğitimini ilgilendiren sorunların, disiplinin kendi iç sorunlarından soyutlanabilir mi sorusuna yanıt aramaya çalışacaktır.

 

Abstract Although it has been a century since sociology education started in Turkey, it can be said that there is no national sociology in Turkey. The functionality of the social sciences is in parallel with their capacity to foresee the future tendencies. Today this characteristic of social sciences in general and specifically of sociology is quite important. However, since Turkish sociology is stock, it cannot comprehend the wholeness of the society and this hinders it from predicting the future social issues and the formation of a national ideological topography. When the crisis in the world of Turkish idea is evaluated under the light of the criticism within Turkish sociology, the reasons for our lack of ideological schools, in turn our not having a tradition can be seen as cited: a) compartmentalization, a) adaptation or imitation c) transitoriness, the absence of memory or the broken, refracted ideas of Turkish intellectuals. In this respect, it is only when these problems have been evaluated and solved the studies which reflect Turkish social dynamics, historical developments, strategic status, cultural characteristics with its norms and values can come into being. Such kind of works can explain our social structure without the influence of orientalist view and so that they can come up with valuable documents that reflect the process development Turkish society went through. The aim of this study is to state the ontological and epistemological problem areas in Turkish sociology and to present alternative solutions. In parallel with the stated reasons above, the present study also aims to focus on the present state of Turkish sociology, the effect of this on sociology education. In other words an answer to the question if this discipline can be thought to be isolated from its inner problems has been looked for.