//
Yeni arama için tıklayınız.
 

Tez

Ayşe Özge Ağça

Tasarım Bağlamında Endüstriyel Ve Teknolojik Gelişmelerin Konargöçer Yaşam Tarzına Ve Maddi Kültürüne Etkileri ~ Mersin Yörükleri Örneklemi

The Effects Of Industrıal And Technologıcal Developments On Nomadıc Lıfestyle And Materıal Culture Wıthın The Context Of Desıgn ~ The Case Of Yoruks In Mersın

Türkçe

Yüksek Lisans

Gazi Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü

Fen Bilimleri Enstitüsü Endüstri Ürünleri Tasarımı Ana Bilim Dalı

Doç. Dr. Dilek AKBULUT

2019

Endüstriyel ve teknolojik gelişmeler, konargöçerlik, maddi kültür, yaşam tarzları, tasarım, sürdürülebilirlik

 

Geçimleri hayvancılığa dayalı olan, kışı ılıman iklimde, sahile yakın bölgelerde, yazı yaylada geçiren ve geleneksel konargöçer yaşam tarzını devam ettiren Yörüklerin sayısı günden güne azalmaktadır. Yörükler, endüstriyel gelişmelerin sağladığı daha iyi yaşam koşullarını göz önünde bulundurarak yerleşik yaşama geçmektedirler. Mevcut koşullar içerisinde, değişimlere uyum sağlamaya çalışan Yörüklerin tükettikleri, biriktirdikleri şeyler artmış, sahip oldukları şeyler ve icra ettikleri faaliyetler bu değişimlerden etkilenmiştir. Endüstriyel ürünler ve Yörüklerin bu ürünleri kullanma çabaları, bazen geçmiş hayatlarındaki nesnelerin ve pratiklerin kaybolmasına bazen de bu nesnelerin yeni malzeme ya da enerji kaynağı gibi çözümler ile günümüz koşullarına adapte edilmesine neden olmaktadır. Maddi kültürde yaşanan değişimler, meskenin yani çadırın içi ve dışındaki alanların da yeniden tanımlanmasını gerektirmiştir. Dolayısı ile yerleşik hayata geçmeden önce konargöçerlik, yarı-göçerlik - yarı-yerleşiklik gibi ara yaşam tarzlarına dönüşmüştür. Bu çalışmada, Mersin ili civarında yaşayan konargöçer Yörükler, yarı-göçer Yörük aileleri, Yörük şenlikleri ve Yörük müzeleri üzerinden saha çalışması ve mülakatlar yapılmıştır. Çalışmanın amacı, endüstriyel gelişmeler sonucu yarı-göçer hayatın maddi kültüründe ve yaşam tarzında yaşanan değişimlerin ve endüstriyel ürünlerin bu yaşam tarzına uyarlanma süreçlerinin analiz edilmesidir. Bunun sonucunda tasarım, yerellik ve sürdürülebilirlik bağlamında yarı-göçer yaşam tarzındaki ürünlerin geleneksel konargöçer yaşam tarzındaki nesneler ile karşılaştırmalı bir kategorizasyonu oluşturulmuştur. Tüm bu çalışmalar, Yörük kültürünün mevcut durumunun anlaşılması ve kültürün yok olmasını önlemek amacı ile gerçekleştirilebilecek olası tasarım ve sürdürülebilirlik projeleri için öngörüler içermesi açısından önem arz etmektedir.

 

The population of Yoruks who have traditional nomadic lifestyle, is decreasing day after day. For the benefit of better living conditions provided by industrial developments, Yoruks shift to settled life. Under these conditions, the things consumed and accumulated by Yoruks have increased. Furthermore, the things they own and the activities they perform have been affected by these changes. Industrial products and Yoruk’s attempts to use the products once in a while result in the disappearence of the traditional objects and practices, or the adaptation of these objects to current conditions with the help of new materials or energy resources. The changes in material culture have necessitated the redefinition of the residential areas. Before shifting to settled life, nomadic lifestyle have been transformed into intermediate phases such as semi-nomad and semi-settled lifestyles. In this study, a field work is done by conducting interviews and by making observations in Yoruk festivities and museums in the vicinity of Mersin. The aim of this study is to analyze the changes in the material culture and lifestyle of the semi-nomads and the adaptation processes of the industrial products to this lifestyle. In the end, a categorization is made by comparing the products used in semi-nomadic lifestyle and the objects used in the nomadic lifestyle within the framework of design, localisation and sustainability. All these studies are regarded to be crucial for understanding the current situation of Yoruk culture and for providing a foresight for possible projects in order to prevent the extinction of culture.